HATASIZ KUL OLMAZ!
18/11/2008 · Kategori: sefkat merhamet
Hazreti Ömer Radyullahu Anhumun çok güzel bir sözü vardır.Şöyle der Hz. Ömer r.a” Başkalarını düzeltmek istiyorsan önce kendini düzelt”.Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim de Cenabı Allah şöyle buyurur:”Tecessüs etmeyin,başkalarının kusur ve ayıplarını araştırmayın”der..Hucurat suresi.
“Sen başkalarının ayıplarını ört ki Allah’ta ahiret de senin utanılcak ayıplarını örtsün” Hadis-i şerif.
Ne mutlu o kimseye ki gözleri salt kendi ayıp ve hataları ile meşguldür.Ayrıca toplumda yanlış bulduğum,kanıksamadığım bir olgu da sanki türbanlı bayanlar haşa melekmişcesine hiç hata yapamazlarmış olgusu.Türbanlı hanımlarda insandır ve türbanlı bayanlarda hata yapabilirler,yanlış kararlar alabilirler.Unutmamak gerekir ki Rabbim şöyle buyurmuştur”Siz hata işlmeseydiniz sizi helak eder ve hata işleyen yeni bir kavim yaratırdım”.Keza günahlardan korunan tek peygamberler ve melekler olduğuna göre başkalarını ayıp ve kusurlarını ortaya dökerken unutmamak gerekir ki bir gün başkası da sizin ayıp ve kusurlarınız ortaya döker..
“Geçmiş bir günahtan dolayı tevbe etmiş Müslüman din kardeşini ayıplayan aynı günahı kendi işlemeden ölmez” Hadis-i şerif.
Bir gün Hazreti Ömer radyullahu anh. Bir gencin zina yaptığı haberini alır.Ve yardımcıları ile o gencin evine pencerden girer.Genci yakalar.Genç ona şöyle der:”Allah c.c başkalarının ayıplarını araştırmayın diyor sen benim ayıbımı araştırdın,Allah evlere kapılarından girin diyor sen pencerden girdin.”Ve hazreti Ömer r.a susar..Bu İslam lütaratüründe vardır araştırcak olursanız..
Yıllardır neden Afganistan ,Irak gibi ülkeler nüfusunun çoğu hıristiyan olan Amerika Birleşik Devletleri gibi teknoloji,bilim ve diğer sahalarda dünyanın sayılı ülkelerinden değil de geri planda fakir ülkeler sıralamasında yer almaktadır?Hiç düşündünüz mü?
Ya da soruyu şöyle değiştirelim neden Müslümanlar birbirlerinin ayıp ve kusurlarıyla ilgilenmek yerine neden kendi ayıp ve kusurlarıyla ilgilenip kendi ayıp ve kusurlarını düzeltmekle meşgul değiller?
Başkalarının ayıp ve kusurlarıyla ilgilenmek ne kazandırdı?Bazı İslami sitelere bakıyorum insanları aydınlatmak,onları bilgilendirmek yerine adeta magazin basınına dönerek Müslüman din kardeşlerinin hata ve kusurlarını deşifre etmekle meşguller kendi hata ve kusurları yokmuşcasına Allah’tan c.c haşa cennetlik kul olduklarına dair bir işaret almışcasına!Ne yazık!Ne acı!Ne utanç verici…Bunları yaparak insanları kazanmak yerine kaybetmekten başka ellerine de bir şey geçmiyor.İlerlemek yerine geriliyerek sadece kendi gibi düşünen yobaz zihniyeti memnun ediyorlar..İnsanlar ne böyle kazanılır ne de bu şekilde ilerleme kaydedilebilinir.Hazreti Ömer r.a o manidar sözünü burada yinelemekte fayda var sanırım.:”BAŞKALARINI DÜZELTMEK İSTİYORSAN ÖNCE KENDİ NEFSİNİ DÜZELT”
“HATAYI YAPANI DEĞİL HATANIN KENDİSİNİ SUÇLA”William Shakespeare..
Bir gün hizmetten bir arkadaşım çok güzel bir örnek anlatmıştı..Hizmet vermek için yurt dışındaki okullardan birinde görev alacak bir abi hoca efendiye sormuş:”Hocam biz henüz onların dilini bilmiyoruz.Nasıl İslami anlatıp örnek olacağız?” Muhterem hoca efendi şöyle der onlara” Kendiniz davranışlarınızla örnek olarak,kendiniz İslamiyet’i en güzel şekilde yaşarak..”
Hazreti Mevlana rahmetullahu aleyh ne güzel buyurmuş:
- Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
- Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
- Başkalarının kusurlarını örtmede gece gibi ol.
-Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
- Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
- Hoşgörülülükte deniz gibi ol.
- Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol
* Akarsu pislik tutmaz. Sular akıp giderken temizler yatağını. Onun içinde hiçbir kötülük barınamaz. Temizdir çünkü sürekli akar. Cimrilik, mal mülk sahibi olma hırsı kalbi karartır. O insan ki cömerttir, başkalarına yardım eder; kalbinden ırmaklar akar. İnsan akarsu gibi olmalıdır.
* Allah yeryüzünü zayıf, güçlü bir yığın canlı ile donatmıştır. Ve onların başlarına taç olarak da insanı yaratmış. İnsana ise kaynağı kendinde sonsuz olan şefkat ve merhamet vermiştir ki Allah'ın yarattıklarına karşı sevgi, diğer insanlara saygı duysun. Güneş gibi ol şefkatinle ışıt ve ısıt yeryüzünü.
* Allah'ın kıyamet gününde insanını ayıplarını örtmesi için... kötülüklerin yayılmaması, örnek olmaması için... Toplumda kin ve düşmanlık tohumlarının yeşermesin. Gece nasıl karartırsa her şeyi sen de karart kusurları ve başkalarının günahlarını... Gece gibi ol!
* Varlığın özü sevgidir. Herkesi ve her şeyi sevmelidir insan. Allah'ın bütün yarattıklarını... İncitme hiç kimseyi ve hiçbir varlığı... Ölü gibi ol!
* İnsan kendini bilmelidir. Kendini bilmenin zirvesi de hoşgörüdür. Hoşgörülü olmazsan sevemezsin. Aç gördüysen doyur, çıplak gördüysen giydir, ağlattığın varsa güldür, yıktığın varsa yap. Kalbinde bir deniz olsun adı: Hoşgörü... Deniz gibi ol.
* Başkalarına saygı göstermeli insan. Bu kendine saygının başka bir şekli. Diğerlerini küçük görmemeli, kibirlenmemeli. O kutlu elçi de buyurmuş ki: "Her kim Allah için alçakgönüllülük yaparsa, Allah muhakkak onun derecesini yükseltir." Kim ki Allah katında derecesini yükseltmek ister toprak gibi olmalıdır.
* Ve kimse seni olmadığın gibi düşünmesin. Çünkü her şeyi gören sana şahdamarından daha yakın bir göz, içini dışını gündüzünü, aklını ve kalbini görüyor. Kimseyi kandıramazsın hele yüce yaratanı asla... bunun için Hazreti Mevlâna'nın en büyük öğüdü: Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol
Başkalarının ayıplarıyla ilgilenirken acaba ne kadar kendi ayıplarımızla,ayıplarınızla ilgiliyiz ya da ilgilisiniz hiç düşündünüz mü?Her şey insanın kendini düzeltmesiyle kendi farkındalığı ile başlar...