GERÇEK DOST


29/11/2009 · Kategori: dostluk


GERÇEK DOST

Genç adamın biri,
dermiş babasına her gün;
"benim de dostlarım var, sendeki dost gibi"
baba, itiraz eder,
olmaz öyle çok dost,
hakikisi belki bir, belki iki,
fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...

devam eder durur konuşma...
aralarında başlar bir tartışma,
karar verirler bir sınava,
dostun hakikisini anlamaya...

Bir akşam bir koyun keserler, ve koyarlar çuvala.
baba der ki oğluna,
"hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna"
çuvaldan kanlar damlamakta, sanki öldürmüşler de bir adamı,
koymuşlar çuvala, dıştan böyle sanılmakta.
delikanlı sırtlar çuvalı,
gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.
o dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,
kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
almaz içeri arkadaşını,
böylece tek tek dolaşır delikanlı,
kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır evlat geriye döner.
ama içten yıkılır...

babasına dönerek; "haklıymışsın baba" der.
dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
baba "hayır evlat" der, benim bir dostum var bildiğim.
hadi, çuvalı al da bir kere de git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
gider, baba dostuna ; kabul görür, sevinir.
o dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
geçerler arka bahçeye.
bir çukur kazarlar birlikte, çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
üzerine de serpiştirirler toprak.
belli olmasın diye dikerler sarımsak...

genç adam gelir babasına;
"baba, işte dost buymuş" diye konuşunca,
babası; "daha erken, o belli olmaz daha.
sen yarın git ona, çıkart bir kavga,
atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak,
dostun hakikisi.
sonra gel olanları anlat bana..."

genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokat!
der ki tokadı yiyen dost;
"git de söyle babana, biz satmayız sarımsak tarlasını böyle iki tokada"

sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli...
sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı...
dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı...
dost dediğin;
bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli.
güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
ve ağladığında, seninle ağlamalı...
ama hepsinden daha çok; dost matematiksel olmalı;
sevinci çarpmalı...
üzüntüyü bölmeli...
geçmişi çıkarmalı...
yarını toplamalı...
kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...
ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
işi bitince seni bir tarafa atmamalı

birisi senin arkandan iftira atarsa ya da kötü şeyler söylerse o söyleyene değil sana inanmalı gerçek dostsa tabi..(Eğer fasığın biri siz biri hakkında haber getirirse bunun doğruluğunu araştırın , yoksa bilmeden bir kavme kötülük yaparsınız .Bakınız hucurat suresi)



(Hayatınızda kalanlardır gerçek dostlarınız, gidenler değil gidenler gerçek dost olsalar idi zaten gitmezlerdi.Gidenler kaybetmiştir sizi, lakin  siz onları değil ...)
HZ. MEVLANA
(İnsan olarak çok sevdiğim, değer verdiğim bir dostumdan alınmıştır...)

 

Mevlana Mesnevi’sinde bir hikâye anlatır:



Bir adam, dostunun kapısına gelip, kapısını çalar. İçeriden gelen ses:
-Kapıyı çalan da kim, diye sorar.
Adam: “-BEN’im” diye cevap verince, dostu:
-“Git, şimdi zamanı değil, sonra gel” der.
Adam, kapıdan ayrılır ve bir yıl dostunun hasretiyle yanıp tutuşur. Bir yılın sonunda dostunun kapısına tekrar gelir. Reddedilme korkusuyla kapıyı çalar.
İçeriden gelen ses:
-“Kim o” diye sorar. Adam:
-“SEN’im” diye cevap verir.
Dost, adamı içeri davet eder:
-“Madem ki BEN’sin, içeri gir. Ev dar iki kişi sığmıyor” der.


Kaçımızın SEN’im diyebileceği, ruhunu birleştirebileceği biri var?

Kaçımız ben’ini sen yapmayı başarabildi

Çok sevdiğimizi söylediğimiz halde SEN’im diyemiyoruz sevdiğimize.

“Gerçek aşk” bu olsa gerek.

Sen-Ben değil, sevdiğimizle bir olmak..

Mevlana Mesnevi’sinden alınmıştır...

İnsan yaşadığı acı, tatlı olaylar neticesinde gerçek dostlarının kim olduğunu anlayabiliyor ; Sizi her halinizle seven, hatalarınızla kusurlarınızla seven bir yanlış yaptığınızda dışlamak yerine anlamaya çalışanlardır gerçek hakiki dostlarınız..Rabbim de öyle değil midir ?İnsanlar affetmezken yüce Rabbim hep affeder, bağışlar, herkes size kapılarını kapadığında Rabbim rahmet ve şefkat kapılarını kapamaz size..Nisa suresi 45. ayetinde " gerçek bir dost olarak yeter , gerçek bir yardımcı olarakta Allah c.c size kafidir" buyurulmaktadır..Ne mutlu gerçek dostları evvela Allahc.c olanlara...Bende gerçek dostumun önce Allahu Teala sonra da babam ve annem olduğunu hissediyorum..Bunun için ne kadar şükretsem az. Gerçek dostları bulmamız dileğimle :)Allah c.c güzellikleri yakamızı bırakmasın inşeAllah ;)

Tuana Nur Banu :)



 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : dost,paylaşmak,vefa,yanındaolmak,mevlana

« Önceki ::